E-okul Vbs Sistemine Yarıyıl Tatilinde Karne Notları Girilirken Neden Erişim Yavaşlıyor?

📌 Özet

E-Okul VBS sisteminin yarıyıl tatili öncesinde yavaşlamasının temel nedeni, yaklaşık 1 milyondan fazla öğretmen, 19 milyon öğrenci ve 35 milyondan fazla velinin aynı anda sisteme erişmeye çalışmasıdır. Bu durum, normal bir güne kıyasla sunucu trafiğini 20 ila 30 kat artırarak saniyede on binlerce veri işleme isteği oluşturur. Teknik olarak bu yoğunluk, sunucuların CPU ve RAM gibi kaynaklarını %95'in üzerine çıkarır, veri bütünlüğünü korumak için devreye giren veritabanı kilitleme mekanizmaları ise bekleme sürelerini 50 milisaniyeden 5000 milisaniyeye kadar yükseltir. Milli Eğitim Bakanlığı'nın mevcut fiziksel sunucu altyapısı ve yük dengeleme sistemleri, bu ani ve devasa trafik pikini karşılamakta zorlanır. Ayrıca sistemin monolitik mimarisi ve optimize edilmemiş bazı veritabanı sorguları da darboğazları tetikler. Kullanıcıların yoğunluğun az olduğu 23:00-06:00 saatleri arasında işlem yapması, bu sorunu bireysel ölçekte aşmanın en etkili yoludur. Gelecekte bulut tabanlı, otomatik ölçeklenebilir bir altyapıya geçiş, bu soruna kalıcı bir çözüm sunabilir.

E-Okul VBS sistemine yarıyıl tatilinde karne notları girilirken yaşanan erişim yavaşlamasının ana sebebi, Türkiye genelindeki milyonlarca öğretmenin, öğrencinin ve velinin sistemi eş zamanlı olarak kullanmasıyla oluşan aşırı sunucu yoğunluğudur. Özellikle karne döneminin son 48 saatinde, normal bir iş gününe kıyasla sunuculara yönelen istek sayısı %2000'in üzerinde bir artış gösterir. Bu durum, Milli Eğitim Bakanlığı'nın (MEB) merkezi sunucu altyapısının anlık işlem kapasitesini aşmasına neden olur. Bu detaylı analizde, yavaşlamanın ardındaki teknik nedenleri, sunucu ve veritabanı seviyesindeki darboğazları, yazılım mimarisinin etkilerini ve hem MEB'in hem de kullanıcıların bu süreci daha verimli yönetmek için neler yapabileceğini somut verilerle inceleyeceğiz. Örneğin, tek bir öğretmenin 40 öğrencinin notunu girmesi, arka planda yüzlerce veritabanı yazma işlemi tetikler ve bu, on binlerce öğretmen tarafından aynı anda yapıldığında sistemin yanıt sürelerini dramatik şekilde artırır.

Mükemmel Fırtına: Milyonlarca Kullanıcı Aynı Anda Sisteme Girince Ne Olur?

Her yarıyıl sonunda tekrarlanan bu senaryo, dijital altyapılar için adeta bir stres testidir. Sistemin yavaşlaması tek bir nedene bağlı değildir; bu, birden çok faktörün aynı anda bir araya gelmesiyle oluşan bir "mükemmel fırtına" durumudur. Milyonlarca kullanıcının aynı hedefe, kısıtlı bir zaman diliminde ulaşma çabası, en güçlü altyapıları bile zorlayabilecek bir dijital izdiham yaratır. Bu durumun temelinde yatan dinamikleri anlamak, sorunun boyutunu ve karmaşıklığını kavramak için kritik öneme sahiptir. Kullanıcı davranışları, sistemsel limitler ve zaman baskısı birleştiğinde, sonuç kaçınılmaz olarak erişim yavaşlığı ve hatta geçici kesintiler olmaktadır. Bu bölüm, bu fırtınanın nasıl oluştuğunu kullanıcı ve trafik verileri üzerinden detaylandıracaktır.

Öğretmen, Veli ve Öğrenci Üçgeni: Anlık Erişim Talebi Patlaması

E-Okul ekosistemi üç ana kullanıcı grubundan oluşur: not girişi yapan yaklaşık 1.2 milyon öğretmen, karne notlarını merak eden 19 milyondan fazla öğrenci ve onların sonuçlarını görmek isteyen 35 milyondan fazla veli. Karne döneminin son 72 saatinde bu üç grup, farklı motivasyonlarla sisteme akın eder. Öğretmenler, MEB tarafından belirlenen son tarihe kadar not ve devamsızlık girişlerini tamamlamak zorundadır. Öğrenciler ve veliler ise notlar girildikçe oluşan merakla sistemi sürekli olarak kontrol ederler. Bu durum, saniyede on binlerce eşzamanlı oturum açma (login) ve veri sorgulama (query) isteği anlamına gelir. 2025 verilerine göre, bu dönemdeki anlık kullanıcı sayısı, normal bir okul gününün öğle saatlerindeki zirve trafiğinden bile 15 kat daha fazladır.

Davranışsal Etken: "Son Güne Bırakma" Alışkanlığının Teknik Maliyeti

İnsan doğasındaki erteleme eğilimi, E-Okul sistemindeki yavaşlamanın en önemli tetikleyicilerinden biridir. Türkiye genelindeki öğretmenlerin yaklaşık %60'ının, not giriş işlemlerinin önemli bir kısmını son 48 saate bıraktığı tahmin edilmektedir. Bu davranışsal birikim, sistem üzerindeki yükü kademeli olarak artırmak yerine, çok kısa bir zaman diliminde devasa bir tepe noktası (peak) oluşturur. Örneğin, not girişinin son gününde saat 20:00 ile 23:00 arası, tüm dönemin en yoğun trafik dilimidir. Bu 3 saatlik periyotta yapılan işlem sayısı, önceki 10 günde yapılan toplam işlem sayısına yaklaşabilir. Bu durum, altyapının anlık olarak 10 kat daha fazla kapasiteye ihtiyaç duymasına neden olur ki bu, fiziksel sunucularla karşılanması oldukça maliyetli ve zordur.

Sunucu Odasının Derinlikleri: Yavaşlamanın Teknik Nedenleri Nelerdir?

Kullanıcıların deneyimlediği yavaşlık veya "site açılmıyor" hatası, aslında arka planda çalışan karmaşık sistemlerin limitlerine ulaştığının bir göstergesidir. MEB'in veri merkezlerinde bulunan sunucular, bu olağanüstü yük altında bir dizi teknik zorlukla karşılaşır. Sorun sadece internet hızınızla ilgili değildir; asıl mücadele, donanım kaynaklarının tükenmesi, veritabanı operasyonlarının birikmesi ve veri aktarım hatlarının tıkanmasıdır. Bu süreç, bir otoyolda aniden on binlerce aracın aynı gişeden geçmeye çalışmasına benzetilebilir. Kaçınılmaz olarak bir trafik sıkışıklığı yaşanır. Şimdi bu sıkışıklığın ardındaki üç temel teknik darboğazı daha yakından inceleyelim.

Veritabanı Kilidi: Veri Bütünlüğünü Korumanın Kaçınılmaz Bedeli

E-Okul'un kalbinde, milyonlarca öğrencinin not, devamsızlık ve diğer bilgilerini tutan devasa bir veritabanı yatar. Bir öğretmen bir öğrencinin notunu kaydettiğinde, sistem bu verinin doğru ve tutarlı bir şekilde yazıldığından emin olmak zorundadır. Bunu sağlamak için veritabanı, ilgili öğrencinin veri satırını çok kısa bir süreliğine "kilitler" (database lock). Bu, aynı anda başka bir işlemin o veriyi değiştirmesini engeller. Normal şartlarda milisaniyeler süren bu işlem, on binlerce öğretmen aynı anda not girişi yaptığında bir soruna dönüşür. Bir işlem bitmeden diğeri başlayamaz ve istekler bir kuyruğa girer. Bu durum, normalde 50 milisaniyede tamamlanan bir not kaydetme işleminin, yoğunluk anında 5.000-10.000 milisaniyeye (5-10 saniye) çıkmasına neden olur. İşte bu bekleme süresi, kullanıcının tarayıcısında "dönen çark" olarak belirir.

İşlemci (CPU) ve Bellek (RAM): Fiziksel Limitlere Ulaşan Donanım

Her bir kullanıcı isteği, sunucunun işlemcisi (CPU) tarafından işlenir ve geçici olarak bellekte (RAM) tutulur. Anlık kullanıcı sayısı on binleri aştığında, sunucuların CPU kullanımı %95-100 seviyelerine ulaşır. Bu, işlemcinin yeni gelen istekleri işleyecek gücü kalmadığı anlamına gelir. Aynı şekilde, her açık oturum ve yapılan her işlem RAM'de yer kaplar. Sunucunun RAM kapasitesi dolduğunda, sistem daha yavaş olan disk belleğini (swap) kullanmaya başlar, bu da genel performansı %80'e varan oranlarda düşürür. MEB'in altyapısı ne kadar güçlü olursa olsun, bu tür ani ve kitlesel bir talep artışı, donanımın fiziksel limitlerini zorlar ve sistemin genel yanıt verme hızını düşürür.

Bant Genişliği Darboğazı: İnternet Otoyolunun Tıkanması

Sunucuların internete bağlandığı veri hattının bir kapasitesi vardır ve bu "bant genişliği" olarak adlandırılır. Bunu bir otoyolun şerit sayısı gibi düşünebilirsiniz. Karne döneminde milyonlarca kullanıcıdan gelen veri talebi, bu otoyolu tamamen doldurur. Sonuç olarak, yeni veri paketlerinin (isteklerin) sunucuya ulaşması veya sunucudan kullanıcıya yanıtların gitmesi gecikir. Bu duruma "darboğaz" (bottleneck) denir. MEB, bu dönemlerde bant genişliğini artırsa da, talebin büyüklüğü çoğu zaman mevcut kapasiteyi aşar. Özellikle not listeleri gibi daha büyük veri paketlerinin çekildiği işlemler, bu darboğazdan daha fazla etkilenir ve sayfanın yüklenmesi dakikalar sürebilir.

E-Okul'un Mimari Yapısı ve Gelecek Perspektifi

Donanım ve trafik yoğunluğunun ötesinde, E-Okul sisteminin temelini oluşturan yazılım mimarisi de performansta belirleyici bir rol oynar. Yıllar içinde geliştirilen ve büyüyen bu devasa sistem, modern yazılım prensiplerine kıyasla bazı yapısal zorluklar barındırabilir. Sistemin nasıl tasarlandığı, veritabanıyla nasıl iletişim kurduğu ve gelen istekleri ne kadar verimli işlediği, yoğun zamanlardaki performansını doğrudan etkiler. Bu bölümde, sistemin mimari yapısını, olası iyileştirme alanlarını ve gelecekte bu tür sorunların kalıcı olarak nasıl çözülebileceğine dair teknolojik perspektifleri ele alacağız. Özellikle bulut bilişim gibi teknolojiler, bu tür dalgalı yüklere karşı çok daha esnek çözümler sunmaktadır.

Monolitik Mimarinin Esneklik Sorunları

E-Okul gibi büyük ve köklü sistemlerin birçoğu, "monolitik" olarak adlandırılan tek parça bir yazılım mimarisiyle geliştirilmiştir. Bu yapıda, tüm fonksiyonlar (not girişi, devamsızlık, duyurular vb.) birbirine sıkı sıkıya bağlıdır. Bu mimarinin en büyük dezavantajı, sistemin bir bölümündeki yoğunluğun diğer tüm bölümleri etkilemesidir. Örneğin, sadece not girişi modülü aşırı yüklendiğinde bile tüm E-Okul sistemi yavaşlar. Modern "mikroservis" mimarisinde ise her fonksiyon bağımsız bir servis olarak çalışır. Bu sayede sadece not girişi servisine ek sunucu kaynağı atayarak diğer servisleri etkilemeden yoğunluk yönetilebilir. E-Okul'un gelecekte mikroservis mimarisine geçişi, bu tür performans sorunlarına karşı daha esnek ve dayanıklı bir yapı sağlayabilir.

Yük Dengeleyiciler (Load Balancers) ve Kapasite Artırımı

MEB, bu yoğunlukla başa çıkmak için çeşitli stratejiler kullanmaktadır. Bunların başında "yük dengeleyiciler" (load balancers) gelir. Bu sistemler, gelen kullanıcı trafiğini birden fazla sunucuya akıllıca dağıtarak tek bir sunucunun aşırı yüklenmesini engeller. Karne dönemlerinde, normalde atıl duran ek sunucular devreye alınarak (kapasite artırımı) toplam işlem gücü artırılır. 2024 yılı itibarıyla kullanılan sistem, trafiği 50'den fazla sunucuya dağıtabilmektedir. Ancak bu yöntem, trafik artışı öngörülebilir bir seviyenin üzerine çıktığında veya veritabanı seviyesinde bir darboğaz oluştuğunda yetersiz kalabilir. Fiziksel sunucu eklemek hem maliyetli hem de anlık talebe göre ölçeklenmesi yavaş bir süreçtir.

Bulut Bilişime Geçiş: Gelecekteki Olası Çözüm

Bu sorunun en kalıcı çözümü, sistemin Amazon Web Services (AWS) veya Microsoft Azure gibi bir bulut bilişim platformuna taşınmasıdır. Bulut altyapıları, "otomatik ölçeklendirme" (auto-scaling) adı verilen bir özellik sunar. Bu özellik sayesinde sistem, trafik yoğunluğunu anlık olarak izler ve ihtiyaç duyulduğu anda saniyeler içinde otomatik olarak yeni sunucular devreye alır. Yoğunluk azaldığında ise bu sunucuları otomatik olarak kapatır. Bu, sadece ihtiyaç duyulduğu kadar kaynak kullanıldığı için hem maliyet açısından verimlidir hem de E-Okul'un karne dönemi gibi aşırı yoğun zamanlarda bile performansını korumasını sağlar. 2026 ve sonrası için MEB'in stratejik planlarında bu tür bir dijital dönüşümün yer alması beklenmektedir.

Kullanıcı Olarak Ne Yapabilirsiniz? Sistemi Daha Verimli Kullanma İpuçları

MEB altyapısını iyileştirirken, kullanıcıların da bu yoğun dönemi daha sorunsuz atlatmak için uygulayabileceği bazı basit ama etkili yöntemler bulunmaktadır. Sistemin en yoğun olduğu zaman dilimlerinden kaçınmak ve bilinçli kullanım alışkanlıkları edinmek, hem kendi işlemlerinizi daha hızlı tamamlamanıza yardımcı olur hem de sistem üzerindeki genel yükün hafiflemesine bir nebze de olsa katkı sağlar. Unutmayın ki, milyonlarca kullanıcının küçük bir davranış değişikliği bile kolektif olarak büyük bir etki yaratabilir. Bu bölümde, öğretmenler, veliler ve öğrenciler için sistemi daha verimli kullanmalarını sağlayacak pratik ipuçlarını ve stratejileri paylaşacağız.

Altın Saatler: Yoğunluktan Kaçınmak İçin En İdeal Zaman Dilimleri

Sistem trafiği analiz edildiğinde, en düşük kullanımın gece 23:00 ile sabah 06:00 arasında olduğu görülmektedir. Bu zaman dilimi, özellikle not girişlerini tamamlamak isteyen öğretmenler için "altın saatler" olarak kabul edilebilir. Bu saatlerde işlem yapmak, gündüz saatlerine kıyasla %70-80 daha hızlı bir deneyim sunabilir. Örneğin, gündüz 10 dakikada tamamlanamayan bir sınıfın not girişi, gece yarısından sonra 1-2 dakika içinde sorunsuzca tamamlanabilir. Veliler ve öğrenciler için ise sabah erken saatler (06:00-08:00) veya notların büyük ölçüde girildiği son günün ertesi sabahı, sistemi kontrol etmek için çok daha uygun zamanlardır.

"Yenile" Tuşuna Sürekli Basmanın Zararları: F5 Tuşu Sendromu

Bir sayfa yavaş yüklendiğinde içgüdüsel olarak tarayıcının yenile (F5) tuşuna defalarca basmak, durumu daha da kötüleştiren yaygın bir hatadır. Her yenileme isteği, sunucuya yeni bir talep gönderir. Milyonlarca kullanıcı bunu yaptığında, sunucular zaten var olan yüke ek olarak bir de bu tekrarlayan, gereksiz isteklerle boğuşmak zorunda kalır. Bu, bir nevi istem dışı bir DDoS (Distributed Denial of Service) saldırısı etkisi yaratır. Bir istek gönderdikten sonra sayfanın yüklenmesi için en az 30-60 saniye sabırla beklemek, hem sizin isteğinizin işleme alınma şansını artırır hem de sistemin genel sağlığına yardımcı olur. Eğer bir hata alırsanız, tekrar denemeden önce birkaç dakika beklemek daha akıllıca bir stratejidir.

E-Okul VBS sistemindeki yarıyıl yavaşlaması, teknoloji ve insan davranışının kesişim noktasında ortaya çıkan karmaşık bir sorundur. Bu sorunu aşmanın ilk adımı, öğretmenlerin not girişlerini son 48 saate sıkıştırmak yerine daha geniş bir zaman dilimine yaymaya teşvik edilmesidir. MEB'in gelecekte bulut tabanlı, elastik bir altyapıya yatırım yapması ise 2027 ve sonrası için kalıcı bir çözüm sunacaktır. Bu teknoloji, talebe göre kapasitesini saniyeler içinde ayarlayarak karne dönemi gibi zirve anlarında bile kesintisiz hizmet sağlayabilir. Bu dijital dönüşüm gerçekleşene kadar, kullanıcıların yoğun saatlerden kaçınarak sistemi daha bilinçli kullanması, bu yıllık dijital trafik sıkışıklığını en az hasarla atlatmanın anahtarı olmaya devam edecektir. Nihayetinde kritik soru şudur: Altyapı mı kullanıcı davranışına, yoksa kullanıcı davranışı mı altyapının limitlerine uyum sağlamalıdır?

BENZER YAZILAR